Her yerde kar var. Bunun şarkısıda var. Ne yapmak lazımdı, tadını çıkarmak. Her ne kadar dört çarpı dört atlı arabalarımız olmasada, iyi kötü dandirik makinalarımıza atlayıp, hani sörf yapar gibi, beyazı çiğnemek, azcık oraya buraya savrulmak ve paylaşmak. Çok şükür. Bugün Tanrıya her günden daha fazla şükrediyoruz, neden ? Çünki bize şarab yapmasını öğretti, diyor [ Hepsi --> ]
Bir söz bir şiir ile başlayıp, arada birde dokunalım kendimize. Müziğimiz de var arada… Oyun, başlasın. “İncir çekirdeğini doldurmayacak kadar!..diye niye küçümserler ki; Kalp pekmi büyük incirden? Bakın bakalım insan neler çekiyor, incir çekirdeği kadar kalbe düşenden…” Yalnız olmak istemiyor musun ? Vardır mutlaka bir ayna, biryerlerde. Geç otur şimdi karşısına, bak yalnızlık bitti. Hem [ Hepsi --> ]
Arkadaşım benim. Üzülerek söyleyemiyor. Diyemediği şey bu, dolandırıldım. On yıl boyunca her ay iki milyar eski para ile, banka kredisi ödeyecek. Dolandırıldım diyemiyor. Arkadaşım , dostum idi, evimizi barkımızı ailece açtık, beraber yedik, beraber içtik, nasıl olur ? Şimdi diyor hayatımdan çalınanlara değil, kaybettiğim miktara değil, önümdeki yıllar boyunca ödeyeceğime değil, benden çalınan insanlığıma neyi [ Hepsi --> ]
Durdurun dünyayı, inecek var. Öğlen saatlerinde Mustafa geldi. Hoşgeldin dedim, biraz havadan sudan konuştuk. Nasıl dedim cici kızın karnesi ? Dedi hepsi beş. Ne güzel dedim, dedi kötü oldu, dedim neden ? Dedi, şimdi silah olarak kullanıyor… Çalışmıyor bak !.. Akşam oldu, öğretmenim geldi… Hadi dedim bi dağ başı yapalım, koca çınarın altına. Birer büro! [ Hepsi --> ]
Güzel bak, güzel gör, görürsün derler. Sonra güzel bakanın yüzündeki aydınlık, bulaşıcıdır. Bir saniyeliğine bile olsa, ışık olabilmek, aydınlık, fayda etmese bile zarar da vermez. Hep birşeyler beklemek değildir, ay ı görebilmek, çevresindeki halka gibi nur olabilmek, bir erenin ermişliğinden nasiplenir gibi, o kutsal halkayı dalga dalga yayabilmektir, asıl marifet. İstemek ve başarabilmek bu da [ Hepsi --> ]
Okullar kapandı ve yarıyıl tatili başladı. Karnemiz tamda istediğim gibi olmasa da aferim diyorum, aferim sana. Biraz yapısı gereği eli ağır ve yavaşlığından kaynaklandığını biliyorum. Yoksa çarpması toplaması okuması yazması düzgün. Bu akşam uzun zamandan beri ilk ayrılık gecemiz olacak, okullar açılıncaya kadar akraba ziyaretlerinde, gezer dolaşır. Evet günlük, bu notumuzu da buraya düştük. Muhabbet [ Hepsi --> ]
Yarın karnelerimizi alacağız. Bugün karne günü diye benden önce haber yapmasın kimsecikler diye, bu akşamdan geçeyim dedim. 15 gün öğretmenimiz bana ödev veremeyecek, performans da yok, oh. En güzel tarafı sabahın köründe kalkmak yok. Gün ışımadan, kışın kasveti bi yandan, hadi kızım diyorum ya, vallahi içim acıyor. Mesela saat 10.00 da falan başlasa, olmaz mı [ Hepsi --> ]
Bu ayrılık akşamında Sen sustuğuma bakma Konuşursam Gözyaşlarım beni boğacak Biliyorum, görüyorum Konuşamıyorum… *** Örnek insan… Örnek insan, parmakla gösterilen insan olabilmek, hele düşün, torun torba sahibisin, ne çok istediğin şeydir. Örnek bir yaşam, kıskanılası, ibretlik, tüm güzellikleri ile… Saçların ağarmış ama, torunların dizinin dibinde ağzının içine bakmakta, acaba ne diyeceksin ? Bilemedin eş dost [ Hepsi --> ]
Şair en güzel şiirlerinin birinin, bir satırını;” Kolay değil, bedeli ödenmiş hayatın katili olmak”, cümlesi ile süslerken, ne demek istiyordu acaba? Doğduğumuz gün başlayan, ölümümüze kadar süren ve adını yaşam koyduğumuz, hayatımızın, neyle bedeli ödenir, ne sebeble katili olunurdu? Oysa bu benim işleyeceğim ya da işlemek istediğim bir konu değildi. Daha önce yazdığım bazı makalelerde bilmeden [ Hepsi --> ]
Böyle şaşırttılar beni, böyle şaşı oldum, şaşırdım… Dedi biri, anlat dedim, kısaca dedi, devam etti; Öyle aldılar aklımı başımdan, aşk dediler, bekledim, usandım… Öyle kandırdılar kendilerini, yaşam, hayat mana derken. Gerçekleri ararken nasıl sahte olduklarını, bilemediler, ağlayamadıkları gibi. Zaten kördüler, zifiri karanlıklarında ürettikleri gibi. Beni de kandırdılar bu arada. Ay güneş dolunay gibi, mekansızlık aleminde [ Hepsi --> ]










