Bir zamanların Türkiyesinde, insanlar vatan için canlarını bağışlamış ve bağışlamaya devam ederken, zamane basını kocaman puntolarla manşetlerini şu şekilde süslüyormuş;”Bu direniş niye ? Düşman çok büyük, Amerikan mandası yada İngiliz mandası olmak tek çare!”.
Sadece savaş meydanlarında değil, iktisadi, siyasi, bilim, eğitim alanlarında da kimsenin himayesine girmemek için öldük. Sonra bir bakmışsınız ki bal gibi birilerine kulluk eder olmuşuz. Bu bir dönemden sonrasına rastlıyor. Öğreniyoruz ki bu memlekette ‘Bağımsız Türkiye’ diye haykıran kim var ise bir şekilde devre dışı bırakılmış, ya içeri tıkılmış ya da terörist ilan edilmiş.
Aşağıdaki alıntı sanırım bir dönemi özetlemektedir…
“Aziz Nesin, Amerikan emperyalizmine karşı halkı uyandırmak için ‘Nereye Gidiyoruz’ adlı bir broşür hazırlamaya karar verir. Dönemin iktidarı, Aziz Nesin’i etkisizleştirmek için fırsat kollamaktadır. Bu broşürün hazırlandığını haber alınca harekete geçer. Polis matbaayı basar… Aziz Nesin de gözaltına alınır… Sorgulanırken İlk soru şudur; “Niçin yazdın bu broşürü”
(Nesin, Amerikan’ın köpeği olmanın, ) ulusal onuruna dokunduğunu,
o yüzden halkı uyarmak isteğini söyler, Müdür, “Yani Rus köpeği mi olalım” diye hiddetle bağırdığında üstad Nesin, “Evvela köpek olmayalım” der ve hapse tıkılır. 22 yıl hapis isteği ile yargılanmaya başlar.
Dönemin yasasına göre ‘yayın yoluyla işlenmiş’ suçun oluşması için o yayının en az iki kişi tarafından okunmuş olması gerekir. Bırakın yayımlanmayı, henüz tümü basılmamış (yazıyı) okuyan (!) bir yalancı tanık bulunur. Diğeri için kimseyi bulamayınca, akıllarına kitabın dizgisini yapan mürettip gelir. Dizgi yaptığına göre mutlaka okumuş olmalıdır diye düşünülür.
Balkan muhaciri… dizgici (okumadığını söylemesine rağmen)… saçma sapan bir bilirkişi raporuyla suçun oluşmuş olduğuna karar verilerek 10 ay hapis ve sonrasında Bursa’ya sürgün cezası alır Nesin… Yıllar sonra bu zulmü, ‘Bir Sürgünün Anıları’ adıyla kitaplaştırır.”





