By Deniss

Kaptanın Seyir Defteri

Ana Sayfa » Guncel » Kızılderililer Özerklik İlan Etti.

Kızılderililer Özerklik İlan Etti.

Ekleyen By Deniss Tarih Ağustos - 14 - 2011 0 Yorum

Amerika temsilcimiz  Teksaz Tombik den aldığımız haberlere göre Kızılderililer özerklik ilan etmelerinin yanısıra bir takım isteklerde daha bulunmuşlar. Arkadaşımız  Teksaz Tombik den gelen interfaksı aynen aktarıyoruz:

Bir süreden beri ekonomik sıkıntı içinde olan ABD, Ortadoğuda cereyan eden Arap rüzgarından etkilenen kızılderililerin insan hakları adına, özgürlükler adına ayaklanmasıyla beraber isteklerini sıralamaya başladılar.

Yeni anayasa isteriz;

Başkan Obama dan yeni anayasa isteyen kızılderililer “Amerikanın gerçek sahipleri biziz, anayasal güvence isteriz” dediler. Aksi takdirde Kızılderililerin en savaşçı kabilesi olan Apache lerin reisi Geronımo “Olacaklardan sorumlu değiliz” şeklinde tehdit savurmayı da ihmal etmedi. Bildiğiniz gibi Geronımo Dumanlı Dağlar daki kamplarda savaşçı yetiştiriyordu. Hükümet yetkilileri ile Geronımo arasında özel görüşmeler yapılıyor olmakla beraber el altından alternatif olarak Oturan Boğa ile de görüşüldüğü kulisler arasında dolaşan fısıltılardan. Yeni gelişmeleri aktaracağız…

Teşekkürler Teksaz Tombik

Şaka bir yana bazı kızılderili kabile ve şefleri hakkında adı geçmişken bilgi aktaralım ve tarihte kendilerine reva görülen muameleyi esefle kınadığımıda buradan bildireyim;

GERONİMO (Goyathlay)

Geronimo (Gokhlayeh), (d. 16 Haziran 1829 – ö. 17 Şubat 1909). Kızılderili lideri. Beyazlara karşı mücadele veren kahraman ve son kızılderili olarak tanınmıştır. Kendi adı öz dilinde Gokhlayeh olarak biliniyor.
Geronimo veya diğer adıyla Goyathlay, günümüzde Yeni Meksika olarak adlandırılan bölgede doğmuştu. Şef Mahko’nun torunu olan Geronimo, bir Bedonkohe Apache yerlisiydi. Meksikalı askerler ona Geronimo, İspanyollar ise Jerome derlerdi. İsmi bu nedenle, sonradan Geronimo olarak bilinecekti.

Sonora-Arispe’deki Apache yerlileri için, aslında o bir lider olarak görülüyordu. Geronimo’nun savaş kariyeri bir Chiricahua (Apacheler arasında en çok saygı duyulan apacheler) ve aynı zamanda şefi olan kayınbiraderiyle de bağlantılıydı. Juh adındaki bu şefin, sözcüsü olarak beyazlarla ilişki kurmuştu. Geronimo Amerikan hükümetine karşı savaşan son liderlerden biriydi. Apacheler arasında ise son savaşçıydı. O sıralar Amerikalı yerleşimcilerin yanı sıra İspanyollarda bu bölgeye akın etmeye başlamıştı. Geronimo’nun hayatındaki en kötü anı da bu dönemde gerçekleşti. 1858 yılında bir gün eve döndüğünde, eşi, annesi ve 3 çocuğunu İspanyollar tarafından öldürülmüş olarak buldu.

Anlatılanlara göre Geronimo, beyaz olan herkese karşı nefret duymuş ve elinden geldiği kadar beyaz öldürmeye çalışmıştı. Onun bu intikam ateşi Apacheler arasında bir üne sahip olmasını sağlamıştı. Arizona ve New Mexico’da yaşayan beyaz yerleşimcilere suratındaki agresif ifadesi ve vücudundaki Apache kanından dolayı hep korku saçacaktı. Geronimo, aslında bir şef değildi; ama bir şamandı (şaman: tıp adamı – şifacı – büyücü) ve bu yönü diğer özellikleri ile de birleşmiş, sonuçta ruhsal ve entelektüel bir lider olmasını sağlamıştı.

Apache şeflerinin hepsi, onun görüşlerine ve gücüne saygı duydu. 1870’de rezervasyon bölgesine (San Carlos) yerleştirilen Geronimo, buradan kaçmaya çalışacak; fakat tutuklanıp bölgeye geri gönderilecekti. Üç kez daha kaçmayı deneyen Geronimo, dördüncü kaçışında başarılı oldu ve yakalanamayınca, 500 izci ve 3000 Meksikalı asker onun peşine düştü. İzciler sonunda onu buldu ve rezervasyon bölgesine geri götürüldü. Ancak özgür ruhlu Geronimo bir yıl sonra 35 savaşçı, 109 kadın, cocuk ve gençle bu bölgeden de kaçmayı başardı. 1885’teki bu kaçışından 1894’ yılına kadar Geronimo bulunamadı.

Bir keresinde 24 adamı ile 5000 süvariden kaçan Geronimo Dumanlı Dağlar’a sığınmış ve dağları didik, didik arayan süvariler ilginçtir ki Geronimo’nun izine bile rastlayamamıştı. Geronimo’yu yakalayamayan süvariler köylere saldırıp kadın ve çocukları öldürmeye başlamışlardı. Bunu duyan Geronimo sonunda dayanamadı ve halkına zarar gelmemesi için teslim oldu ve Oklahoma’daki Fort Sill’e yerleştirildi. Geronimo teslim olduğunda yanında en son 16 savaşçı 12 kadın ve 6 çocuk kalmıştı. Lawton’daki okul müdürü S.M. Barrett’a yerli bir çevirmen aracılığı ile hayatını kaydettirdi.

Geronimo bir savaş suçlusu olduğundan müdür Barrett, dönemin başkanı Teddy Roosevelt’e varıncaya dek, her makama yazarak “Sürgündeki Kızılderili’nin sözlerini kaydetmek için izin istemişti. Geronimo anılarını anlatmaya Apache’lerin yer yüzüne geliş hikayesinden başlamıştı. İlk söyleşinin sonuna gelip, Barrett bir soru sorduğunda alacağı cevap şu oluyordu, “Ne söylüyorsam onu yaz.” Ölümünden önce son günlerini geçirmek için Arizona’daki evine dönmek istemiş ancak izin verilmemişti. Ve 1909 yılında bir savaş mahkumu olarak Oklahoma’da öldü. Kimilerine göre Geronimo işkence yapılarak öldürülmüştü. Öldükten sonra Geronimo rezervasyon bölgesinin arka tarafına gömülmüştü fakat ertesi gün Geronimo gömüldüğü yerde değildi. Çünkü o bir efsaneydi ve efsaneler ölmezdi..
Geronimo’nun sembolik mezarı Fort Sill – Oklahoma bölgesindedir. Apachelere göre Geronimo kutsal topraklar olan dumanlı dağlardadır.

OTURAN BOĞA

Oturan Boğa (Tatanka Yotanka , Tatanka Latince’de bizon anlamına gelmekte.) ünlü Kızılderili lideri. Gençliğinden itibaren beyazların yerli halklar üzerindeki baskısını izleyen Oturan Boğa savaşçı ve lider olarak büyük ün yapmıştı. Beyazlarla anlaşma yapmaya sonuna kadar karşı çıktı. 1876′daki Little Bighorn Savaşı’nın önderlerinden biriydi.

Savaştan sonra halkıyla birlikte Kanada’ya göç etti. Ancak buradaki koşulların zorluğu ve ABD hükümetinin baskısı sonucunda dönüp rezervasyona yerleşmek zorunda kaldı. Oturan Boğa, rezervasyon yaşamı sırasında da halkı arasında büyük bir otoriteye ve saygınlığa sahipti.

Bir dönem Buffalo Bill’in Vahşi Batı gösterisine katılarak, ABD’yi dolaştı ve Kızılderililere yapılan haksızlıklara dikkat çekmeye çalıştı. Kızılderililer arasındaki otoritesi kırılamadığı için, 1890 yılında Hayalet Dansı bahanesiyle rezervasyon polislerince öldürüldü.

MANUELİTO

Manuelito(1818-1893), Kızılderili Navaho kabilesinin en önemli savaşçı reislerindendir; 1855′te Navaho’lar arasında yapılan bir seçimle reisliğe getirilmiştir.

OSCEOLA

Osceola (1804 – 30 Ocak 1838), Seminole Yerlilerini Florida’daki anayurtlarından Mississippi Nehrinin batısındaki Yerli topraklarına sürmek amacıyla ABD yönetimince 1835′te başlatılan II. Seminole Savaşı’nda yerlilerin önderidir.

Georgia’dan Florida’ya göç eden Osceola burada Seminolelerin önderi olarak kabul edildi. Bazı Seminole reislerinin Florida’daki topraklarını bırakmaya razı oldukları Payne’s Landing Antlaşması’na (1832) karşı çıkan Yerlilerin başına geçti. 1835′te bir grup adamıyla birlikte, halkıyla göç etmeye hazırlanan Charley Emathla adlı reisi ve King Kalesi’ndeki ABD Yerli sorumlusu General Wiley Thompson’ı öldürdü.
Sonraki iki yıl boyunca ABD birlikleri Seminole direnişini kırmaya çalıştı. Yerliler Everglades’e çakilmeye zorlandılar, ama gerilla taktikleri uygulayarak savaşı sürdürdüler. Ekim 1837′de Osceola ve öbür reisler St. Augustine’e (Florida) beyaz bayrakla gelerek General T.S. Jesup’la görüşmek istediler. Generalin özel emriyle Yerliler tutuklandı ve hapse atıldı. Osceola Güney Karolina’da Charleston’daki Moultrie Kalesi’ne götürüldü ve orada öldü. Osceola’nın ölümünden sonra savaş 1842′ye değin aralıklarla sürdü.

PONTİAC

Şef Pontiac (1720 – 20 Nisan 1769), Ottava Yerlilerinin reisi.Büyük Göller Bölgesindeki İngiliz egemenliğine karşı başlatılan ve Pontiac Savaşı (1763-1764) olarak bilinen büyük yerli direnişine önderlik etmiştir.

1755′e doğru kabile reisi oldu.Etkileyici kişiliği ve stratejik planlama yeteneği sayesinde, kısa sürede Ottavalar, Potavatomiler ve Ocibuaların oluşturduğu gevşek federasyonun önderi durumuna geldi.1760′ta, Fransız ve Yerli Savaşı’nda (1754-1763) Fransızlara teslim olan Michilimackinac Kalesi ve öteki kaleleri geri almak üzere ilerlemekte olan Binbaşı Robert Rogers komutasındaki İngiliz koloni birlikleriyle karşılaştı.Kendisine saygı gösterilmesi koşuluyla İngiliz birliklerinin zarar görmeden geçmesine izin verdi.Ama çok geçmeden halkının İngiliz egemenliği altında kalelere rahatça giremeyeceği ve atalarının topraklarına tecavüz eden saldırgan göçmenlerin sonunda avlanma bölgelerini de ellerinden alacağını anladı.Bunun üzerine 1762′de, Superior Gölü ile Aşağı Mississippi arasında yaşayan bütün Yerli Kabilelerini, İngilizleri bölgeden atmak için düzenlenecek ortak bir saldırıya katılmaya çağırdı.Mayıs 1763′te İngilizlerin Pontiac Komplosu olarak adlandırdıkları bir plan hazırladı.Bu plana göre önce her kabile en yakın kaleye saldıracak, daha sonra da bütün kabileler birleşerek savunmasız yerlere ortak bir saldırı düzenleyecekti.

Detroit’in ele geçirilmesini kendisi üstlenen Pontiac, 7 Mayıs’ta düzenlemeyi planladığı saldırıyı bir kale komutanına bildirince, kaleyi kuşatmak zorunda kaldı.31 Temmuz’da Bloody Run Çarpışması’nda parlak bir zafer kazanmasına karşın, destek birliklerinin kaleye ulaşmasını engelleyemedi ve 30 Ekim’de Maumee Irmağına çekilmeye zorladı.

Bununla birlikte plan genelde başarılı oldu.Kabilelerin ortak saldırısı sonucunda kalelerin çoğu ele geçirildi, garnizonların büyük bölümü tahrip edildi ve sınır bölgelerindeki yerleşmeler yağmalandı.Ama İngilizlerin sürekli saldırıları sonucunda Pontiac Temmuz 1766′da barış antlaşmasını kabul etmek zorunda kaldı.
Üç yıl sonra Illinois’a yaptığı bir gezi sırasında bir Peoria Yerlisi tarafından bıçaklanarak öldürüldü.Ölümü, kabileler arasında kanlı bir savaşa yol açtı ve Peoriaların da üyesi olduğu Ilinua Konfederasyonu’na bağlı Yerlilerin çoğu Pontiac’ın öcünü almak isteyince öldürüldü.

PUSHMATAHA

Pushmataha Mississippi’de yaşayan bir kızılderili kabilesi olan Choctaw’un önemli bir şefidir.

RED CLOUD

Red Cloud (Kızıl Bulut)(Mahpiu-luta), (1822–1909) Kızılderili Sioux (Lakota) kabilesinin bir boyu olan Oglala’ların şefidir.1866-1868 yıllarında Amerikan ordusuyla önemli savaşları olmuştur.

STANDİNG BEAR

Standing Bear (1834-1908),(DiKelen Ayı) Kızılderili kabilelerinden Ponca’nın şefidir.

TEPEN KUŞ

Tepen Kuş (Tene angop’te) (1835-1875) Kızılderili kabilesi Kiowa’ların şefi.

TOSAWİ

Tosawi (Tosawai,Toshaway,Toshua ya da Gümüş Bıçak) Comanche’lerin şefi.Kızılderililerin asimilasyonu sırasında Cobb kalesine kabilesi getiren Şef Tosawi;General Sheridan ile tanıştırıldığında eksik ingilizcesi ile “Tosawi;iyi kızılderili” diyebildi.Bunun üzerine General Sheridan “Gördüğüm en iyi kızılderili ,ölü kızılderilidir” dedi.Teğmen Charles Nordstrom tarafından yayılan bu söz zamanla Amerikan özdeyişi haline geldi.

NEZ PERCE(ŞEF JOSEPH)

Yaşlı şef Joseph (doğum: 1785, ölüm: 1871) kendi dilindeki ismi Tu-eka-kas,Nez Perce kabilesinin şefiydi.Kendi kabilesinin geleneksel toprakları olan Wallowa Vadisi ,içerisinde huzur içerisnde,beyazların ve askerlerin karışmadığı bir ortamda yaşaması için savaşmıştır. Oğlu Şef Joseph’dir.

ŞEF JOSEPH

Şef Joseph’ veya Reis Joseph, Yerli dilinde In-Mut-Too-Yah-Lat-Tat (1840, Wallowa Vadisi, Oregon Toprakları – 21 Eylül 1904, Colville Yerleştirme Kampı, Washington, ABD), Nez Perce Yerlilerinin reisi, Oregon’daki kabile topraklarının beyazların yerleşimine açılması üzerine, kabilesiyle birlikte Kanada’ya kaçma girişimi başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Pasifik Kuzeybatısı’nda yaşayan en güçlü kabilelerden biri olan Nez Percé’ler, 19. yüzyılın ilk yarısında beyazlarla iyi ilişkiler içindeydi. Birçok Nez Percé gibi Reis Joseph’in babası da Hıristiyanlığı benimsemiş ve oğlunu bir misyoner okulunda okutmuştu. 1880′den sonra beyaz göçmenlerin Pasifik Kuzeybatısı’na doğru ilerlemesi üzerine, ABD bölgedeki Yerlileri topraklarını terk ederek küçük ve çoğu kez çekici olmayan yerleştirme kamplarında yaşamaya zorladı. Aralarında Reis Joseph’in babasının da bulunduğu bazı Nez Percé reisleri, görüşmeye katılanların kabilelerini temsil etmediğini belirterek, topraklarına ilişkin 1855 ve 1863 antlaşmalarının geçersiz olduğunu ileri sürdürler.

ABD, antlaşmaları kabul etmeyen Nez Percé’leri Idaho’daki bir yerleştirme kampına zorla götürmeye kalkınca (1877), babasının yerine geçmiş olan (1871) Reis Joseph gönülsüzce durumu kabullendi. Yolculuk hazırlıkları sürerken üç savaşçının bir grup beyaz göçmen ve altın arayıcısını öldürdüğünü öğrendi. ABD ordusunun misillemeye girmesinden çekindiği için yaklaşık 200-300 savaşçıyı ve ailelerini yanına alarak Kanada’ya doğru harekete geçti. 17 Haziran-30 Eylül 1877 arasında Oregon, Washington, Idaho ve Montana’dan geçerek 1.600 km’den fazla bir yol aldı. Kendisini izleyen sayıca 10 kat üstün ABD birliklerini sürekli atlattığı gibi birkaç kez de çatışmaya girerek bozguna uğrattı. Bu uzun kaçış sırasında tutsaklara insanca davranması, kadın çocuk ve yaşlıların sorunlarıyla ilgilenmesi ve gereken erzağı çalmayıp çiftçilerden ve dükkan sahiplerinden satın alması birçok beyazın hayranlığını kazandı.

Nez Percé’ler sonunda Kanada sınırına 65 km kala Montana’da Bearpaw Dağlarında çevrildiler. Reis Joseph 5 Ekim’de General Nelson A. Miles’a teslim olduğunda uzun yıllar hatırlanan dokunaklı bir konuşma yaptı;

Dinleyin beni reislerim, yüreğim yaralı, gönlüm acı içinde. Ama güneşin şu anda durduğu yerden başlayarak artık hiç savaşmayacağım

Reis Joseph ve adamları önce Yerli Toprakları’ndaki (bugün Oklahoma) kıraç bir yerleştirme kampına gönderildi. Yerlilerin çoğu orada hastalandı ve öldü.Reis Joseph kabilesinin sağ kalan üyeleriyle Washington’daki bir yerleştirme kampına gitme iznini ancak 1885′te alabildi. Bu arada halkının eski topraklara geri gönderilmesi için Washington D.C.’ye iki yolculuk yaparak başkan Theodore Roosevelt’le görüştü.

1855 de Şef Jozef’in babası olan yaşlı Jozef federal hükümet’le insanlarını onlara ayrılan bölgenin içinde tutacak bir anlaşma imzaladı, 1863 de bir başka anlaşma daha imzaladı. Ama bu anlaşmayı kabilesi hiçbir zaman kabul etmedi.

Bu ikinci anlaşmanın (uygulanmayan ve kabul edilmeyen anlaşma) ardından şefliğe oğul Jozef geldi. (1877) Sonraki aylar savaş ve zorluklarla geçti. Halkın çoğu Federal Hükümet tarafından Oklahoma’daki toplama kamplarına gönderildi. Gidenlerin çoğu açlıktan ve sıtmadan, öldü.
Jozef kendi ülkesine dönebilmek için her şeyi denedi. 1885 de kabilesinin çoğu üyesiyle birlikte Washington’a yine bir kampa gönderildi. Daha sonraki yıllarında ise pek çok kızılderili şefi gibi ülkesinden uzak bir sürgün olarak öldü. Oysa 1879 da tüm Amerika vatandaşlarına eşit haklar verilmişti. Ama Jozef bir daha topraklarını göremedi. Kamp doktoruna göre o üzüntüden ölmüştü.

BLACK HAWK

Kara Şahin (Makataimeshekiakiak) (1767-1838) Kızılderili kabilelerinden Sauk’ların şefi.
Sauk Sautenuk bölgesinde (bugün Rockford’un bir bölümü) doğan kızılderili şefi Kara Şahin, Sacet Fox yerlilerinin şefi olduğu sırada kabilesinin İllinois ile Missisipi arasındaki av topraklarını terk etmesini öngören 1804 anlaşmasını kabul etmedi. 1812 savaşında İngilizler’e katıldı. 1815 yılında toprakları terk etme anlaşmasını kabul etmek zorunda kaldıysa da, anlaşmanın içerğini öğrenince karşı çıkıp direnişe geçmesi üzerine Başkan Jackson, Black Hawk’ın üzerine üç kolordu gönderdi (Kara Şahin savaşı, 1832). Ele geçirilen Black Hawk, kent kent dolaştırılıp teşhir edildikten sonra 1833 yılında serbest bırakıldı. O tarihten sonra bir daha hiçbir yerde görülmedi. 1838 yılında Des Moines yakınlarında cesedi bulundu.

AMERİCAN ATI

Amerikan Atı (1840-16 Aralık 1908) 1870′lerdeki Siu Savaşları boyunca Oglala Siuların şefiydi. Ayrıca ihtiyar Amerikan Atı’nın yeğeni ve Kızıl Bulut’un damadıdır.

Şu anki Güney Dakota’da Kara Tepeler’de Oturan Ayı’nın oğlu olarak Wasechun-tashunka ismiyle dünyaya gelmiştir ve 1866′da ki Bozeman Savaşı’nda dikkat çeken bir kişi olmuştur. Kabilesini temsilen, Siular ve Birleşik Devletler hükümeti ile 1887′de Dakota Bölgesi’nde yer alan hükümet tarafından Siulara verilen toprakların yarıya indirildiği antlaşmayı imzalayanlardan birisidir. Ancak Oglaların yarısından fazlasının antlaşmaya karşı çıkması ile Oturan Boğa’nın hemen ölümünün ardından Hayalet Dansı ile ayaklanan halk konseyden geri çekilmiş ve Büyük Ayak’ın liderliğinde Federal hükümete karşı durmak için hazırlıklara başlamışlardır. Ancak daha sonra Amerikan Atı tarafından antlaşmanın şartlarına uymaları için ikna edilmişler ve daha sonra Pine Ridge Bölgesi’ne yerleştirilmişlerdir.

Daha sonra Amerikan Atı bir delegasyonun 1891′de Washington, DC’e gitmesine liderlik etmiştir ve burada Siular için iyileştirilmiş istihkaklar ve insani muamele konusunda hükümetten destek almıştır. Diğer Siu liderleri ile birlikte Buffalo Bill’in Vahşi Batı Şovu’nda dolaşmıştır. Daha sonra Pine Ridge, Güney Dakota’da 16 Aralık 1908′de ölmüştür.

APAÇİLER

Apaçi adı bir Zuni kelimesi olan apachu’dan gelmektedir ve anlamı “düşman” dır. Kendi aralarındaki adları N’de ya da Dineh’tir, insanlar anlamına gelir. 1500!li yılların başlarında Athapascan halkından bir grup, anavatanları olan batı Kanada’yı terkederek şimdi Arizona, New Mexico ve dört köşe bölgesi olarak bilinen yerlere indiler. Buralarda Lipan, Jicarilla (İspanyolca’da derin içecek kaplarına istinaden söylenmiş bir kelimedir ve anlamı “küçük sepet”tir), Chiricahua, Tonto, Mescalero ve Beyaz Dağ Apaçileri olarak küçük kabile ve gruplara ayrıldılar.
Apaçiler göçebe insanlardı ve konik biçimde yapılmış, dört ayakla tepeye desteklenen çadırlarda (wicki-up) yaşarlardı. Avlanır ve yabani bitkiler toplarlardı; çok sonraları mısır ve kabak da ekmeye başladılar. Genellikle geyik derisi elbiseler giyerler, saçlarını uzatır ve açık bırakırlar, başlarına bir bant takarlardı. Erkekler de uzun, uçuşan edep yerlerini örten kalça etrafıyla bacak arsına sarılan örtü giyerlerdi. Yumuşak, hassas deri çarıkları kayalık, dikenli ve engebeli arazilerde çok önemliydi, çünkü binicilikten önce inanılmaz uzun mesafelerde iyi koşuculardı (buna rağmen atı ehlileştirmeyi kısa sürede öğrenmiş ve mükemmel biner hale gelmişlerdi). Temel silahları yaydı ve ateşli silahları aldıktan sonra bile uzun süre bunu kullandılar.

Apaçi kadınları özellikle gösterişili sepetler örerlerdi, bazıları lifleri arasından bir iğnenin bile geçemeyeceği kadar sıkı dokunurdu. Bebeklerini sırtlarında taşırlardı. Kadınlar aile yaşamında önemli rol oynarlardı; tüm ihtiyaçlarını kendileri karşılayabilir, gerektiğinde büyücü hekimlik yapabilirlerdi.

Lipan Apaçileri, önceleri beyazlarla barış içindeydiler. 16. yüzyılda onlarla savaşmaya başladılar. Haşin göçebe istilacılar olarak Lipanlar batı Teksas ve Rio Grande’nin doğusunda kalan New Mexico’nun büyük bölümünü ele geçirmiş ve özellikle Meksika’da madenci veya göçmen haline gelmişlerdir. Cochise, Mangus Colorado ve Goyathlay, Esneyen Adam (gerenimo olarak tanınır) gibi ünlü şefleri vardı. Apaçilerin beyazlara yaptıkları saldırılar planlı değildi, bu kabilelerin çoğu beyaz Amerikalı ve Meksikalı’ların hilelerine, anlaşmaları bozmalarına ve katliamlarına kurban gitmişlerdir. 1880′lere kadar yine de boyun eğmemişlerdir.

Şimdilerde sayıları ancak 1500-2000 civarında olan Jicarillalar, New Mexico’nun kuzeyindeki yüksek dağlarda yaşamaktadırlar. White Mountain (Beyaz Dağ) Apaçileri Arizona’da ve New Mexico’da yaşarlar. 1905′de sadece 25 Lipan Apaçisi kurtulabilmişti ve bunlar Mescalero Apaçi Rezervasyonu’na yerleştirildiler.

KARAAYAKLAR

Karaayak (Blackfoot)
Karaayaklar Algonquian kabilelerine bağlı üç gruptur; Siksikalar ya da Karaayaklar, Bloodlar ve Pieganlar. Siksikalar karaayaklı insanlar anlamına gelmektedir ve bir zamanlar siyah deri çarıklar giymiş olabilirler. Bloodlar ise muhtemelen isimlerini yüzlerine sürdükleri vermilyon(kırmızının bir tonu) rengi boyalardan almışlardır. Piegan’ın anlamı ise az ya da kötü giysi giymiş insanlardır.

Bu kabileler Kanada’dan yola çıkıp Kootenay ve Shoshoni’yi geçerek Montana’ya inmişlerdir. Kunduz aramak için av sahalarına giren tüm beyazları öldürdüklerinden, beyazlar ve kürk avcıları onlardan çok korkarlardı. Bizon sahasının kuzey sınrında yaşamalarına rağmen, Karaayaklar da diğer ova Kızılderilileri gibi çadırlarda yaşamış ve bizon avlamışlardır.

Pieagan’ların en temel törenleri güneş dansı ve savaşçı toplulukları tarafından düzenlenen Tüm Dostlar festivaliydi.

CHEYENNELER

Cheyenne adının anlamı Fransızca chien, “köpek” kelimesinden gelmektedir. Bunun nedeni ise köpek yeme ayinleridir. Cheyenne’ler kendilerini Tis-Tsis-Tas (insanlar) adıyla çağırırlar. İki ya da üç asır kadar önce Büyük Göller Bölgesi’nden büyük çayırlıklara gelen bir Algonquian kabilesidir. Çadırlarda yaşayan bizon avcıları, usta biniciler ve cesur savaşçılardı. Batıdaki Sioux kabileleriyle çok yakındılar ve Küçük Boynuz’da Custer’a karşı birlikte savaştılar.

Son savaşlardan sonra Kör Bıçak ve Küçük Kurt komutasındaki bir grup, eski av toprakları olan Montana’daki Topal GeyikRezervasyonu’na doğru efsanevi bir yürüyüş yaptı. Diğer bir grup olan güneyli Cheyenne’ler ise Oklahomada kaldılar.

CHEROKEELER

Cherokee adı büyük olasılıkla bir Choktaw kelimesi olan ve Mağara İnsanları anlamına gelen chiluk-ki’den gelmektedir. Cherokee’ler 1876′daki Kızılderili Bürosu’nun raporlarına göre “en uygar” beş kabileden biridir. Bu kabileler Birleşik Devletler’i örnek alan anayasal hükümetlere ve komün fonlarına sahiptirler. Ayrıca beyaz komşularının yöntemlerine benzer biçimde çiftçilik yapmaktadırlar.

En zengin ve bereketli topraklar Cherokee’lerindi. Andrew Jackson ve Van Buren’in Kızılderililer’i temizleme politikası doğrultusunda General Winfield Scott tarafından yönetilen birlikler, beyazların bu topraklara yerleşebilmeleri için Kızılderililer’i sürdüler. Missisipi’nin batısındaki sözde Kızılderili Bölgesi’ne sürülmeleri sırasında üçte biri telef olan Kızılderililer, bunu Gözyaşı Sürgünü olarak anarlar.

Hayatta kalmayı başaran az sayıda Cherokee’nin büyük çoğunluğu bugün Oklahoma’da yaşamaktadırlar. Kuzey Carolina’daki Cherokee Rezervasyonu’nda yaşayan Cherokee’lerin sayısı 7000′e yükselmiştir.

NAVOJOLAR

Navajolar, 1300′lü yıllarda kuzeybatı Kanada’dan güneybatıya inen bir Athapascan kabilesidir. Kendilerine Dineh, yani İnsan derler. Haşin, deri yüzücü, göçmen istilacılar olarak, güneybatıdaki çiftçi kabilelerin korkulu rüyasıydılar. Pueblo’lar onlara “düşman yabancılar” anlamına gelen apachu derlerdi. Bundan Tewa ve İspanyolca karışım olan “Apaches de Nabahu” adı türemiş ve zaman içinde Navajo halini almıştır.

Navajolar Pueblo komşularından gördükleri maskeli dans, sepetçilik ve seramikçilik gibi birçok kültürel uygulamayı benimsemişlerdir. Pueblolar’dan dokumayı, İspanyollar’dan da gümüş işini öğrenmişlerdir. Ondokuzuncu yüzyılın ortalarında mücevhercilik ve dokumacılığa başlamışlardır. Basit şef battaniyeleri bugün ünlü Navajo dokumalarına dönüşmüştür.

130.000′lik nüfusuyla Navajolar Birleşmiş Milletler’deki en kalabalık kabiledir. Rezervasyonları Gallup’dan Büyük Kanyon’a kadar New Mexico ve Arizona üzerinde 200 millik bir alana yayılır. Bu alan içinde Heykel Vadisi, Canyon de Chelly gibi doğa harikaları, kömür ve petrol kaynakları bulunmaktadır. Navajolar oldukça zengin bir kabiledir; tarım ve hayvancılıkta ilerlemişlerdir.

ALINTIDIR…

Share
Kategori: Guncel

Denizeakannehir