TÜRK DEMEK TABİAT DEMEKTİR
Türk, görevini Tanrı’dan almış, binlerce yıl ifa etmiÅŸtir. Edecektir… Tanrı buyruÄŸu onunla hayata geçer; onunla dağılır adalet; onunla bulur cezasını suçlu; onunla alır armaÄŸanını doÄŸru kiÅŸi.
Türk, kainatta var olduğu günden bu yana hakkın ve hakikatin kılıcı olmuştur. Gözü yaşlıların gözyaşlarını O silmiş, eli kanlıların boynunu O vurmuştur.
Onunla gülmüştür bebeler, Onunla dinmiÅŸtir mazlumun ıstırabı. “Hakkı tutup kaldırmayı” kendine ÅŸiar edinen Türk, kan dökmeyi de bundan dolayı iyi bilmiÅŸtir.
Tanrı’nın ulusudur Türk. “Rahim”dir, “Müntakim”dir… Onun içindir ki, Türk’e karşı durmak, Tanrı’ya karşı durmaktır…
TÜRK’E DİRENMEK; TABİATA DİRENMEKTİR…
Tabiat Türk’ün ta kendisidir. Türk tabiattır; tabiat Türk’tür. Fırtınadır, kasırgadır, borandır Türk.
Önünde diz çökene tan yelidir; boyun eğene kavak hışırtısıdır yüreğin en derinini okşayan. Yunus gibi, Hacı Bektaş gibi, Ahmet Yesevi gibi gönül erlerini doğuran da; Attila gibi, Timur gibi, Oğuz Kağan gibi bozkurtları dünyaya yetiren de Türk analarıdır.
Bakışları ÅŸimÅŸektir Türk’ün. Gönlü bozkır havasıdır en keskininden. Uçsuzdur, bucaksızdır, sonsuzdur hayalleri o bozkırlar kadar. Tozludur, nasırlıdır elleri o bozkırlar kadar…
Altay’ın balasıdır Türk… Altay’dan doÄŸmuÅŸ, “ana” demiÅŸ ona; ihanet etmemiÅŸtir. Tanrı DaÄŸlarının, Ergenekon’un soyundandır. Orkun’un, Selenga’nın, İrtiÅŸ’in ak sütünü emmiÅŸ; Aral’ın, Hazar’ın gök suyunda yunmuÅŸtur O…
Onun için; “tabiat”a direnmek, “öz”e direnmektir. “Öz”e direnmek ise, kainatın bütün gerçekliklerine, tarihin bütün yazdıklarına, bütün derslerine direnmektir. İnsanoÄŸlu tabiata boyun eÄŸmek zorundadır yaÅŸamak için. Onun kurallarına göre yaÅŸam tarzları geliÅŸtirmek mecburiyetindedir. Tabiat, gerçekliÄŸin, hakikatin bizzat kendisidir. Tabiat, Türk’ün bizzat kendisidir…
TÜRK’E SİLAH ÇEKMEK; İNTİ-HAR ETMEKTİR…
Niceler denemiÅŸtir bunu. Niceler girmiÅŸtir yerin dibine kaybediÅŸin en ÅŸiddetlisiyle.
Zalimin ecelidir Türk… Eceli gelen namert, Türk’le dalaşır.
Türk’e kılıç çekmek, kaybetmektir… O’na kafa tutmak, zeka geriliÄŸine iÅŸarettir. Zira, tarih sayfaları, ona silah çekenlerin kanlarıyla sulanmıştır. Biraz okuyan, geçmiÅŸi biraz hatırlayan uluslar, Türk’e karşı davranışlarını yeniden gözden geçirmek zorundadırlar.
Peygamber sabrı vardır Türk’te. İç direnç mükemmeldir. Ama bardağın taÅŸma noktasında, büyük bir infilak baÅŸlar. Volkanlar kaplar dört bir yanı; kandan nehirlerde boÄŸulur alçak…
Türk’e silah çekenin baÅŸarı ÅŸansı, galibiyet ihtimali yoktur. “SavaÅŸ”ın babasıdır O… “İt dalaşı”, Onunla “Bozkurt VuruÅŸu”na dönüşmüş; adına “SavaÅŸ” denmiÅŸtir. Savaşın yaratıcısına savaÅŸ açmak, ancak ahmakların iÅŸi olacaktır.
Ey Türk! Sen Tanrı’nın gölgesisin; sen tabiatsın, sen SAVAÅžSIN… Al silahını artık eline. Çıksın oÄŸullar yuvalarından Ergenekon’dan çıkarcasına. Kana boyansın yedi iklim. Yarılsın yerin baÄŸrı. Kopsun kıyamet. Yetsin artık tutsaklığın… Yeter artık beklediÄŸin…
Çünkü;
Türk’e karşı durmak, Tanrı’ya karşı durmaktır,
Çünkü;
Türk’e direnmek, tabiata direnmektir,
Çünkü;
Türk’e silah çekmek, intihar etmektir…
nın yeryüzündeki gölgesidir, aksidir Türk. Gafil insanlar; bilmezler mi ki, her savaşçının bir silahı, her hükümdarın bir celladı vardır. Türk; kırbacıdır, kılıcıdır, topudur, güllesidir Tanrı’nın… Elidir, ayağıdır, sevgisi, intikamıdır.
Türk, görevini Tanrı’dan almış, binlerce yıl ifa etmiÅŸtir. Edecektir… Tanrı buyruÄŸu onunla hayata geçer; onunla dağılır adalet; onunla bulur cezasını suçlu; onunla alır armaÄŸanını doÄŸru kiÅŸi.
Türk, kainatta var olduğu günden bu yana hakkın ve hakikatin kılıcı olmuştur. Gözü yaşlıların gözyaşlarını O silmiş, eli kanlıların boynunu O vurmuştur.
Onunla gülmüştür bebeler, Onunla dinmiÅŸtir mazlumun ıstırabı. “Hakkı tutup kaldırmayı” kendine ÅŸiar edinen Türk, kan dökmeyi de bundan dolayı iyi bilmiÅŸtir.
Tanrı’nın ulusudur Türk. “Rahim”dir, “Müntakim”dir… Onun içindir ki, Türk’e karşı durmak, Tanrı’ya karşı durmaktır…
TÜRK’E DİRENMEK; TABİATA DİRENMEKTİR…
Tabiat Türk’ün ta kendisidir. Türk tabiattır; tabiat Türk’tür. Fırtınadır, kasırgadır, borandır Türk.
Önünde diz çökene tan yelidir; boyun eğene kavak hışırtısıdır yüreğin en derinini okşayan. Yunus gibi, Hacı Bektaş gibi, Ahmet Yesevi gibi gönül erlerini doğuran da; Attila gibi, Timur gibi, Oğuz Kağan gibi bozkurtları dünyaya yetiren de Türk analarıdır.
Bakışları ÅŸimÅŸektir Türk’ün. Gönlü bozkır havasıdır en keskininden. Uçsuzdur, bucaksızdır, sonsuzdur hayalleri o bozkırlar kadar. Tozludur, nasırlıdır elleri o bozkırlar kadar…
Altay’ın balasıdır Türk… Altay’dan doÄŸmuÅŸ, “ana” demiÅŸ ona; ihanet etmemiÅŸtir. Tanrı DaÄŸlarının, Ergenekon’un soyundandır. Orkun’un, Selenga’nın, İrtiÅŸ’in ak sütünü emmiÅŸ; Aral’ın, Hazar’ın gök suyunda yunmuÅŸtur O…
Onun için; “tabiat”a direnmek, “öz”e direnmektir. “Öz”e direnmek ise, kainatın bütün gerçekliklerine, tarihin bütün yazdıklarına, bütün derslerine direnmektir. İnsanoÄŸlu tabiata boyun eÄŸmek zorundadır yaÅŸamak için. Onun kurallarına göre yaÅŸam tarzları geliÅŸtirmek mecburiyetindedir. Tabiat, gerçekliÄŸin, hakikatin bizzat kendisidir. Tabiat, Türk’ün bizzat kendisidir…
TÜRK’E SİLAH ÇEKMEK; İNTİ-HAR ETMEKTİR…
Niceler denemiÅŸtir bunu. Niceler girmiÅŸtir yerin dibine kaybediÅŸin en ÅŸiddetlisiyle.
Zalimin ecelidir Türk… Eceli gelen namert, Türk’le dalaşır.
Türk’e kılıç çekmek, kaybetmektir… O’na kafa tutmak, zeka geriliÄŸine iÅŸarettir. Zira, tarih sayfaları, ona silah çekenlerin kanlarıyla sulanmıştır. Biraz okuyan, geçmiÅŸi biraz hatırlayan uluslar, Türk’e karşı davranışlarını yeniden gözden geçirmek zorundadırlar.
Peygamber sabrı vardır Türk’te. İç direnç mükemmeldir. Ama bardağın taÅŸma noktasında, büyük bir infilak baÅŸlar. Volkanlar kaplar dört bir yanı; kandan nehirlerde boÄŸulur alçak…
Türk’e silah çekenin baÅŸarı ÅŸansı, galibiyet ihtimali yoktur. “SavaÅŸ”ın babasıdır O… “İt dalaşı”, Onunla “Bozkurt VuruÅŸu”na dönüşmüş; adına “SavaÅŸ” denmiÅŸtir. Savaşın yaratıcısına savaÅŸ açmak, ancak ahmakların iÅŸi olacaktır.
Ey Türk! Sen Tanrı’nın gölgesisin; sen tabiatsın, sen SAVAÅžSIN… Al silahını artık eline. Çıksın oÄŸullar yuvalarından Ergenekon’dan çıkarcasına. Kana boyansın yedi iklim. Yarılsın yerin baÄŸrı. Kopsun kıyamet. Yetsin artık tutsaklığın… Yeter artık beklediÄŸin…
Çünkü;
Türk’e karşı durmak, Tanrı’ya karşı durmaktır,
Çünkü;
Türk’e direnmek, tabiata direnmektir,
Çünkü;
Türk’e silah çekmek, intihar etmektir…
Siz bizim anca sakalımızı kesersiniz
Biz sizin kolunuzu kanadınızı kıracağız…
And olsun.





