Hayat iÅŸte diyordu, hayat… Yalan doÄŸru gerçeklerle, adı konmamış selamlarla, bir merhabalarla hayat… Oysa insanlığın ucuz cehenneminde, karanlık koridorlarda dolaşırken sen, ne kadar da ihtiyacın vardı ; Merhaba Dostum…

Yine oysa her mahalleden, yeryüzünden ve gökyüzünden selamlarla beslenen sen !.. İçinde ki bir karanlık kuytuda duran birÅŸeylere anlam yüklemeye çalışırken, yine sen!.. Neyi kaybettin de neyi arıyorsun? İşte bu bilinmezde sen!.. Aklını yarım arpaya satmışken, gönlün med cezirlerle seviÅŸirken, ah sen !.. Merhaba Dostum…
Bilinmezi sevdin, görünenden kaçtın, görenden uzaklaÅŸtın ve dedin ki; İmkansızı sevdim ben, ah sen !.. Neden böylesin, niçin böyle yapıyorsun ? Denmez ki sana, bilinmeyen sensin sen !.. Merhametle yaklaÅŸtın, sevgiyle kucaklaÅŸtın, kendinden kaçtın, ah sen !… Merhaba Dostum…
Bozkırlarda dolaÅŸan, denizle tanışan, yaÄŸmurla barışan, sevdaya karışan, ah sen !.. AÅŸk sın sen … Åžiirler ÅŸarkılar söyleyen, gülü dikeniyle koynuna alan, her dem sarhoÅŸ ve divane, sensin sen, ah sen !… Denizin köpüğü, akla derman sözcüğü, bu yolun klavuzu, susamışların pınarı, sensin, Merhaba Dostum…
Dediler ki sırrı bu aklın bilinmez akıl ile, sırf kulaktır müşteri, dile… Dinletir dediler, o konuÅŸursa… Dedim ki; O konuÅŸursa ben susarım. Yemin ederim aÄŸzımı açmam, ah sen ! Sen yok musun sen !… Merhaba Dostum.
Geçen bir arkadaÅŸa bir yazısı için yorum yapmıştım. O bakış açısı diyordu ısrarla, ben dalış açısı… Sonra kelamın bir yerinde tanjantla kopanjanttan bahsettim. Sen hiç 200 kilometre ile yol alan bir aracın tanjantını aldın mı ? ya da kopanjantını gördün mü ? Neye takabul ettiÄŸini bana sorma, git kerat cetveline bak…




