By Deniss

Kaptanın Seyir Defteri

Ana Sayfa » Makaleler Siirler » Tam Oniki den Vurma Hakkı…

Tam Oniki den Vurma Hakkı…

Ekleyen By Deniss Tarih Aralık - 9 - 2011 0 Yorum

Tam onikiden vurma hakkı isyana galeyana gelenler olabilir ancak, levh-i mahfuz da saklı… Kozmik odalara sorti yapılabildiÄŸine göre, belki buralara da göz atabilir, sin… Yapabilirmisin ?..
Felsefeyi göbeÄŸinden, tüm inancını alnından, deÄŸer verdiÄŸin her ÅŸeyi iki kaşının ortasından… Yazık !.. TetiÄŸi düşürebilme cesareti, inandığın sende var sanır iken, hedefinde ki yüreÄŸi kanatamadın. Neden ?


KuÅŸandığın silahı, giyindiÄŸin esvabı, arslanların gezindiÄŸi vadiyi, dostlar meclisini, hani o alaya alınan, seni ya da beni, o arslan yüreÄŸi, bugün ki terminolojide, garaja mı çektin. Yaptın sanırım, bunu yaptın…
Ömrün boyunca ya da çok uzun yıllar tırtıl olarak ömrünü sürdürebilecekken sen, aniden kelebek olmaya karar verdin. Biliyorsun değil mi ? Bunun sana neye malolacağını, bir kaç saatte ömrünü tamamlayacağını ? Neden yaptın ?..

Sonsuza kadar hür bir denizde, en açıklarda, karadan muaf, insanlardan, sadece derinlerde inci toplamak var iken, neden ? Neden gözlerin ufukda hala, karayı aramak da, neden ? Yapmasan da tırtıl olarak ömrünü tamamlasan, özenmesen kelebeğe, olmaz mı?.. 

Ayrıca aÅŸk… Ne basit bir kavram, içi boÅŸ, görünen hoÅŸ, ortam loÅŸ, gerisi boÅŸ. İnsanlar mı, havasında…

Buzdolabın ne marka ? Anladım …

Yalnızlık… Ya da hissetmek, çirkin bir duygu olsa gerek. O yalnızlıkla, o lanet olası çirkin duygu ile ihtirasa kapılıp, o lanet olası rüyalarda sürüklenebilmek, ya alışmak, ya da isyan duygusu ile seni kucaklayan bir sevgili ile çırılçıplak olabilmek. Mümkün mü ? Ki ? Çok ayıp…

Gecenin birinde, temmuzun sıcağında, kumsalda laflamak, arasıra denize atlamak, yine doyamamak, ikide bir aÄŸzına bakmak, utanarak, önündeki çerezden nasiplenmek, doya doya gözlerine bakmak, ama yine öpememek… Ne güzel bir kısmet. EriÅŸememek…

AÅŸk ı bilmek dokunamamak deÄŸil mi ? Seni kaale almaması, hissetmemesi, tınlamaması, saymaması, ve hatta sevmemesi, belki de nefret etmesi… Delidir aroması bellidir, kanı aÅŸk ile bozulmuÅŸtur teÅŸhisi, senin beÅŸ yıldızlı barınağın olsun…

Yok ben tırtıl deÄŸilim der gibisin. Bu durumda sana pervane olmak yakıştı. Hani muma doÄŸru, ışığa koÅŸan, pervane. Işık zannettiÄŸin ateÅŸdir. Yakar… AÅŸk zannettiÄŸin, siyah arslandır, kan döker. Yürek zannettiÄŸin soÄŸuk çelik, var say namlu, tek çekirdeÄŸe yok olursun, mu ?.. Olursun.

Sonra ne gerek var ki, diyebilir misin? Ne gerek var tüm bunlara, olan ya da olmayan, yaÅŸanan yahut yaÅŸanamayan herÅŸeye, ne gerek var ki ? Ne gerek… Lazım deÄŸil diyebilir misin ?  Gönül kapılarını hani eskiden olduÄŸu gibi yine kapatabilir misin ? Hadi yap…

Ne diyorduk, düşeÅŸ yok, yeke yeke var, izleyelim…


Tüm ömrümce neden korktum biliyomusun ?
Seni sevmekten.
Seni var ettiğim yerde, kendimden kaçtım.
Sen aslında hiç hesapta yoktun ama seni de ben var ettim
Sonra sen de yok olmayı başardım, sen oldum ve seni de
Yok ettim. Yoksun artık… Eskisi gibi.

Share
Kategori: Makaleler Siirler

Denizeakannehir