Pazar deyince insanın aklına çarşı pazar, geliyor, hani alışveriş. Biraz da tatil. Dolu geçti, her ikisi de oldu. Çeşit çeşit ruhlar değişik gıdalarla beslenirler. Evet bugün pazardı, hala pazar ve alışveriş devam ediyor. Çok uyumak isteği ile dolu olduğum halde, sekiz gibi ayaklandım.Yaşlanıyoruz heralde, uyuyamıyorum artık. Öğle
saatlerine kadar bir iki meÅŸgale buldum kendime ve sonra marÅŸa bastım. Aklımdan geçen bir deniz kenarı müzik ve daÄŸlardı. Yola çıktığımda biraz tırsdım. Ayak basılmamış yerlere doÄŸru sürdüğüm arabamın, karlarla kaplı yerlerde çakılacağı endiÅŸesi bir an yüreÄŸimi kapladı, endiÅŸelendim. Yine de sürdüm. Bağırganlı yakınlarında küçük bir koyda yüksekçe bir tepeye park ettim. Denizin sesi muhteÅŸemdi, hırçın dalgalar ve rüzgar. Gökyüzünde bir kaç martı, aracımı yerinde sallayan rüzgara raÄŸmen, özgürce kanat çırpıyordu. Her ÅŸeye ve herkese raÄŸmen. Sonra adınla seslendim onlara, saatlerce seyrettim salvolarını, iniÅŸ çıkışlarını ve rüzgarla yaptıkları danslarını, seyrettim. Sonra sonra orman yolundan baÅŸka bir sahile gidesim geldi, terkettim orayı. Güzergah boyunca bu mevsimde ilginç olan ÅŸey aÄŸaçların cinsinden mi ne bilmem, sonbaharı anımsatıyordu her ÅŸey. Görüyormusun dedim saÄŸ koltuÄŸuma, görüyormusun ? Siz bilmezsiniz ama canlıdır benim saÄŸ koltuÄŸum, yol arkadaşım… Sonra bir ara yine çok güzel bir yer buldum, denizin pek yakınında ve zincir attım oraya da. Kimsecikler yoktu, martılar da. Deniz, ben ve saÄŸ koltuÄŸum dışında. Bir ara başımı omzuna koymak istediÄŸimde !.. Kimse yokmuÅŸ meÄŸer, senin gördüğünü ben de gördüm, inanmak istemesemde… Yarın unutacağım bir kaç güzelliÄŸi geride bırakarak, tekrar yola koyuldum. İşte burdayım…
Evet ÅŸaşırıyoruz bazen, doÄŸamızda var diyelim. ÅŸaşırtıyoruz da, aklına gelmez di diyelim… Ne demiÅŸtik ? ÇeÅŸit çeÅŸit ruhlar ve gıdaları… Kimi etle beslenir kimi sütle. Bugün erken saatler bir tv programında, konuk bayan, adı aklıma gelmiyor, ciddi bir arkadaÅŸ diyelim, hüzünle beslendiÄŸini ifade etti. Sonra baÅŸka bir konuk, doksanlı yaÅŸlarında, adı Aydın, eski bir gazeteci, sanırım halen daha, cahilliÄŸime verin, evinin balkonunu ve 33 yıllık, yıldır, beslediÄŸi büyüttüğü çiçeklerini gösterdi. Bunları nasıl besliyor, nasıl bakıyorsunuz sorusuna ise, müzikle dedi, Hayda, bir yaşıma daha girdim. Hani onlara selam veriyor, seviyor, konuÅŸuyorum demesini beklerdim. Sonra aklıma Mevlana geldi. Ben, ruha güzel gelen üç ÅŸeyle aranıza katıldım; Åžiir , müzik ve aÅŸk ile… Demek ki tüm doÄŸa, tüm güzellikler, en iyi yaÅŸayış, ruhun gıdası, insanı insan yapan bu üç deÄŸer ile tamamlanınca, anlam buluyor, muÅŸ…
iyi mi ?
hepsi bu.




